Boşanma davalarında çocuğun velayetinin kime verileceği hususunda Türk Medeni Kanunu’nun ve Yargıtay’ın uyguladığı en temel kural "çocuğun üstün yararı" ilkesidir. Hâkim, anne veya babanın isteklerinden ziyade, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişiminin hangi tarafın yanında daha iyi sağlanacağını esas alır.
Velayet takdir edilirken mahkemenin ve uzmanların dikkate aldığı temel kriterler şunlardır:
1. Yaş Kriteri ve Anne Bakımına Muhtaçlık
Çocuğun yaşı, velayet kararında en belirleyici unsurlardan biridir:
Bebeklik ve Anneye Muhtaçlık Dönemi (0 - 3 Yaş): Bu yaş grubundaki çocukların anne bakım ve şefkatine mutlak ihtiyacı olduğu kabul edilir. Anne çocuğun sağlığını veya yaşamını doğrudan tehlikeye düşürecek ağır bir durum içinde değilse (ağır akıl hastalığı, madde bağımlılığı vb.), velayet neredeyse istisnasız anneye verilir.
Okul Öncesi Dönem (3 - 7 Yaş): Çocuğun anneye olan ihtiyacı devam eder. Annenin yaşam şartları çocuğu büyütmeye engeller teşkil etmediği sürece velayet yine ağırlıklı olarak anneye bırakılır.
Okul Çağı (7 - 12 Yaş): Bu yaş döneminde çocuğun eğitim imkanları, sosyal çevresi ve ebeveynlerin sunduğu yaşam koşulları ön plana çıkar.
İdrak Çağı (12 Yaş ve Üzeri): Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Türk Hukuku uyarınca, 12 yaş ve üzerindeki çocuklar "idrak çağında" kabul edilir. Mahkeme tarafından görevlendirilen uzman pedagog ve psikologlar çocukla bizzat görüşür. Çocuğun hangi ebeveynle kalmak istediğine dair beyanı hâkim için son derece bağlayıcı bir nitelik taşır.
2. Sosyal İnceleme Raporu (SİR)
Çekişmeli velayet davalarında mahkeme, adliyede görevli pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarını görevlendirir. Uzmanlar şu incelemeleri yapar:
- Hem anne hem de baba ile ayrı ayrı görüşür.
- Ebeveynlerin yaşadığı evleri ve ortamı yerinde inceler.
Çocuğun alışkın olduğu düzeni, okulunu ve kardeş durumunu değerlendirir.
Hazırlanan Sosyal İnceleme Raporu (SİR) mahkemeye sunulur ve hâkim kararlarında bu rapordan büyük oranda faydalanır.
3. Velayetin Belirlenmesinde Dikkate Alınan Diğer Unsurlar
Hâkim, tarafların ekonomik güçlerinden ziyade çocuğa sunulacak manevi ortamı ve düzenin sürekliliğini gözetir:
Maddi Durum Tek Başına Etken Değildir: Babanın veya annenin çok zengin olması velayeti doğrudan almasını sağlamaz. Maddi imkanı yetersiz olan tarafa diğer tarafça iştirak nafakası ödenerek çocuğun ihtiyaçları karşılanır.
Düzenin Sürekliliği İlkesi: Çocuğun alıştığı okul, ev ve sosyal çevrenin aniden değiştirilmemesi esas alınır.
Kardeşlerin Ayrılmaması İlkesi: Birden fazla çocuk varsa, çocukların psikolojik gelişimi açısından kardeşlerin birbirlerinden ayrılmaması ve velayetin aynı ebeveyne verilmesi esastır.
Ebeveynlerin Yaşam Tarzı ve Sağlık Durumu: Alkol veya madde bağımlılığı, ağır psikolojik rahatsızlıklar, çocuğa yönelik fiziksel/psikolojik şiddet veya ilgisizlik velayetin verilmesine engel oluşturur.
Anlaşmalı Boşanmada Velayet
Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar velayetin kime verileceği konusunda serbestçe anlaşabilirler. Ancak mahkeme hâkimi, protokolde velayet hususunda yapılan anlaşmayı çocuğun üstün yararına aykırı bulursa değiştirilmesini talep edebilir veya anlaşmalı boşanmayı onaylamayabilir.